13 Aralık 2009 Pazar

İki inatçı keçi

Emincan, Ceren ve Berk bugün caddebostan kültür merkezinde tiyatroya gittiler. İlk kukla tiyatrosu deneyimimiz oldu. Evrim en ön sıradan almış biletleri. Ufaklıklar kuruldular koltuklara oyunu baştan sona keyifle izlediler. Perde açıldı, Emincan hayvanları görünce bir anda bağırdı
Anne abiyaka nerde? (abiyaka = ali baba)
Ali babanın çiftliği bir önceki tiyatro deneyimimizdi.
Masalcı dede pencereden görününce
Anne çok komik
Arkada ağlayan cocuklar olunca
Anne bebekler ağlıyor.
Tiyatronun sonunda birçok çizgifilm karakteri çıktı sahneye Emincan ordan sadece Temel Reis ve Safinazı tanıyordu. Pek bir neşelendi onları görünce. Dans etti.

08 Aralık 2009 Salı

Yine mi bamya?


Bugün Emincan ev telefonunu eline alıp bakıcısına götürmüş.
Emincan: "Hatice anne taksi çağırır mısın?"
Hatice: Hayırdır Emincan nereye gidiyoruz?
Emincan: Annenin işine gidelim mi?
Hatice: Birazdan anne gelecek, başka bir gün gideriz.

İşyerim biraz yakın olsaydı da ara sıra böyle sürprizler yapsalar ne güzel olurdu.

Emincana istediği ayakkabıları aldık. Özellikle bunu istemesinin kendince nedenleri var.
Ne güzel ayakkabılar aldım da yok giymem bundan değil dedi.
Akşam ayakkabıları görünce pek bir mutlu oldu. Hemen ayağına giydi.
İlk söylediği;
Emincan: Gidelim mi?
Baba: Nereye oğlum?
Emincan: Bibiyaya

Tabi tabi Bibiyada açmış kollarını seni bekliyor. :)

Bibiyanın saçlarını çektin ama dün akşam, ellerinden saçlarını ayıramadık ve biz bu çaba içindeyken neredeyse burnunu ısırıyordun.

Akşam telefonda Sevgi halası ile konuştu Emincan.
Hala: Baba nerede Emincan?
Emincan: Koçtaşa gitti baba. Şarkısını söliyimi?
Hala: Anlayamadım.
Emincan: Koçtaşa gidiyom evimi çok seviyom.

Ben Emincana bugüne kadar hiç tv izletmedim. İzletmeyeceğimde. Bir ay önce felan eve geldim, yemek hazırladım ve Emincan bana "Yine mi bamya" dedi. (Bizim evde hiç bamya pişmez.)

Nasıl yani anlayamadım. Ne diyeceğimi şaşırdım.

Demek ki Emincan gündüzleri tv izliyor.

Bakıcımız tv sesi açık oluyor biz içerde oluyoruz felan dedi ama izlememelerini tercih ettiğimi tekrar söyledim.

07 Aralık 2009 Pazartesi

Annecim su verir misin?

Salonda oturuyoruz.
Emincan: Anne su ver.
Ben: Biliyorsun Emincan bu şekilde birşey istersen vermiyorum.
Emincan: Annecim su verir misin?
Ben: :)
***********************
Odasında oyun oynuyoruz.
Telefonuma mesaj geliyor. (Telefon salonda)
Emincan: Anne mesaj geldi
Ben: Annecim gelsin önemli değil
Emincan: Kim kim
Ben: Annecim merak etmiyoum, sonra bakarız
Emincan: Sen (ben demeK istiyor) merak ediyorum.
***********************
Uzun zamandır herkes için ayrı ayrı şarkı besteliyor.
Ersin Ersin tokadımı yersin
Emin dede Emin dede Emin Emin dedeeee
Son şarkısı çok komik. Bunu kuzenlerinden öğrenmiş.
İsmet dede nerdesin
Fare versem yer misin
************************
Son moda küsmeleri var.
Emincan: Anne banyoya gidelim, su doldurcam
Ben: Olmaz Emincan üstün sılanır, üşürsün
Emincan: Küstüm.
Ben: Sen küsmeyi nerden öğrendin.
Emincan: Öğrendimmmmm
************************
Emincan'a yakın zamanda taşınacağımızı anlatıyorum. Bu evdeki tüm eşyaları yeni eve götüreceğiz.
Emincan: Hepisini mi? (hepsi diyemiyor)
Ben: Evet annecim hepsini
Emincan: Diş fırçalarını?
Ben: Evet
Emincan: Sabunları
Ben: Evet
Emincan: Dolapları
Ben: Evet
Bu liste o kadar uzuyor ki :)
************************
Emincan: Anne hadi çadıra girelim
Ben: Hadi
Emincan: Şeref bizi bulamaz ki :)
Şeref de her seferinde üşenmeden bizi arıyor. Ve her buluşunda Emincan ilk seferki gibi mutlu oluyor.

04 Aralık 2009 Cuma

Yazmak istiyorum ama yazamıyorum


Yazmıyorsam sebebi var. Bayramda digital kameramı kayınvalidede unuttum. Gidip alamadım da. Sanki bayram fotolarını yüklemeden yazamayacağım hissi geldi. Fotoğraf da çekemiyorum. Ne kadar çok alışmışım oğlumun doğumundan sonra fotoğraf çekmeye. Hafta sonu gidip alırım.

Yeni yıla çok az kaldı. Hep heyecanlandırmıştır beni yeni yılın yaklaşması. Bu sene heyecan sanki daha fazla. Keşke yetişse diyorum yeni yıla yeni evimizde girebilsek, ama zor görünüyor. Nihayet istediğim evi buldum. Ben bulmadım gerçi canım babam buldu.

Geçen hafta babamla biraz dolaştık, birçok ev baktık ama yok yok. Emlakçılar hiçbirşey anlamıyorlar. Önce oturup anlatıyorum nasıl bir ev istediğimi, güzel güzel dinliyorlar, kartlar çıkartıyorlar sonra başlıyoruz gezmeye. %90 baktığım evlerin girişinden döndüm bu olmaz.
Emlakçı: Neden olmaz
Ben: Söylemiştim ya, bahçesi nerede?
Emlakçı: Bunda bahçe yok ama içi şöyle güzel, böyle güzel.
Ben: Hayır bahçesi olacak.

İsteklerim çok net, büyük bahçesi, oyun alanı olacak, ara kat olacak, 150 metrekareden küçük olmayacak, ......

Ümidimi kesip, Emincan'a bayramlık almaya gittim, Suadiyeye geldim, Zara'ya girdim telefonum çaldı. Arayan babam:

Kızım nerdesin?
Babacım ben mağazadayım alışveriş yapacağım.
Hemen gel, istediğin evi buldum.
Baba hani sen de eve dönüyordun.
Hadi kızım otelin önündeyim koş gel.

Babacım 5 dk alışveriş yapıp çıkacağım, 10 dakikaya ordayım.

Aynen babamın söylediği gibi tam da istediğim evi bulmuş. Eşim de akşam görüp beğendi el sıkışıldı.
Nasıl da yerleşmişim sanki ömür boyu bu evde oturacakmışım gibi. Şimdi eşyalar bana bakıyor ben eşyalara. Nasıl toparlanır bu kadar eşya. Evin her köşesini doldurmuşum. Kaç koli yeter diye sordu eşim. Büyük koli satın alacakmış. Taşıma şirketlerine bırakamam değerli eşyalarımı. Emin değilim kaç koliye sığar bu eşyalar. Cevap veremedim, sen bir miktar al öyle karar vereyim.


Sevgili Seher'e mail attım bugün.

Selam, geçenlerde bir konu olmuştu ve yanlış hatırlamıyorsam sen bir link vermiştin.
Ben o linki çok beğenmiştim ama kaybettim.
Şimdi sen bana linkte ne vardı desen hatırlamıyorum
Hangi mail başlığında linki vermiştim desen hatırlamıyorum.
Hiçbirşey hatırlamıyorum ama o linki beğendiğimi ve sonra bakarım diye ertelediğimi hatırlıyorum.
Sorum şu? Hatırlıyor musun böyle bir link verdiğini? Çok yakın zamanda... :)

Seher çok gülmüş mailime, ama haklı gülünmeyecek gibi değil ki. Aklına gelen ilk linki yazıp gönderdi ve bingo.

Ne vardı o linkte? Yukarıdaki fotoğraf vardı.
Ben bu peçeliklerden yapacağım yeni yıl için, eğer taşınmış olursak. Yok taşınamazsak sanırım seneye kalacak. Çok şeker değiller mi?

27 Kasım 2009 Cuma

Eski bayramlar-Yeni bayramlar-İyi bayramlar

Küçüklüğümde bayram sabahları içimde bir heyecan olurdu. Babamın bayram namazına gitmek için evden çıkışını duyup hemen fırlardım yataktan. Bayramlıklarımız olurdu, akşamdan hazırlanmış, yatağın yanındaki koltuğa özenle koyulmuş, hele ayakkabılar koltuğun baş köşesinde. Bayram sabahlarının en güzel yanı da benim için kuşkusuz Barış Manço dinlemekti. Evin içinde koştururdum.
Bugün bayram erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri
Üzmeyelim bugün annemizi
(Ben şarkının sadece nakarat kısmını seviyorum. Diğer kısımları yok sayıp, nakarata daha birlikte bir anlam yüklüyorum.)
Bazı bayramları memlekette dedemin evinde geçirirdik, bayramın tadı tam çıkardı. Erkekler namazdan gelince hayatta oturup hep birlikte kahvaltı yapılırdı.
Dedem sonra sedirine oturur, torunları büyükten küçüğe sıraya girerdik.
En büyük torun ablam. Dedem ablamın kollarından tutardı ve başlardı söylemeye;
Leblebi koydum tasa
doldurdum basa basa
bici bici bici leblebici
Ve elini öper harçlığını alırdı, ve sıra diğer toruna geçerdi. 9 torun.
Torunlarını o kadar çok severdi ki dedem, aramızdan ayrılalı 17 sene oldu, aklıma geldikçe hala gözlerim dolar. Eksikliğini her bayram yeniden hissediyorum, nur içinde yat sevgili dedecim.
Amcamın ve halamın çocukları ile sokağa çıkardık ve kapı kapı herkesi dolaşırdık. Şekerlerimizi toplardık ve akşam olunca sayardık kaç şekerimiz olmuş diye.
Uzun süre bayramlar bana eski keyfi vermedi. Sanırım çocukluktan çıkıp erişkinliğe geçiş dönemi bayram demek tatil demek oldu. Tatil demek uyumak demek oldu.
Ta ki Emincanla bayramlar başlayana kadar.
Hafta içi Emincan'a bayramlık kıyafet aldım. Özellikle de vurguladım, annecim bunlar bayramlıkların, bayram sabahı giyip babaanneye sonra da anneanneye gideceğiz.
Herkese bayramınız kutlu olsun diyeceksin.
Bayram sabahı Barış Manço'nun şarkısının nakaratını evde yuksek sesle defalarca söyleyeceğim.
Misafirliğe gittiğimiz yerlerde şeker ikram edilirse ceplerine doldurmasına göz yumacağım.

Emincan çocukluğunda bayramları çok güzel yaşasın istiyorum, benim çocukluğumdaki gibi hatırlasın bayramları. Bayramların değeri çocukken verilmeli, öğretilmeli ki ileride kapımızın çalınmasını bekleyelim.

Mutlu Bayramlar.

25 Kasım 2009 Çarşamba

GRIBIN ARDINDAN - YUZ IFADELERI


23 Kasım 2009 Pazartesi

Grip kokan fotoğraflar